15 Aralık 2014 Pazartesi

Ruhani Alıştırma Olarak Felsefe’ye Örnek: Sokrates Gibi Savunmak - Osman Vahdet İşsevenler



‘RUHANİ ALIŞTIRMA OLARAK FELSEFE'YE ÖRNEK: SOCRATES GİBİ SAVUNMAK[1]


Osman Vahdet İşsevenler



I

Rivayet odur ki; Sokrates hakkında idama hükmolunduktan sonra, eşi, Sokrates’e “Sen suçsuzsun, yok yere idam ediyorlar seni.” der. Sokrates ise “Suçlu olduğum için idam etselerdi daha mı iyiydi?” karşılığını verir. Hikayeye gerçek muamelesi yapılabilmesini sağlayan herhalde Sokrates’in baldıran zehrini neredeyse seve seve içmesidir. Onu ölüme hazır edenin ne olduğu, idam hükmünü nasıl olup da bu kadar kolay göğüslediği sorularına cevap ruhani bir alıştırma olan felsefenin ölüme hazırlanmak oluşudur. Bunu tanıtma niyetindeyim, zira kişisel gelişim kitaplarındansa antik metinlere başvurmak gibi bir olasılık var.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Hart-Devlin Tartışması (Yeterlilik Sınavı Çalışma Notları) - Umut Koloş



HART-DEVLIN TARTIŞMASI (YETERLİLİK SINAVI ÇALIŞMA NOTLARI)*


Umut KOLOŞ

Tartışmayı Doğuran Olaylar
İngiltere’de, 1950’li yıllarda, gerek fahişeliğe ve gerekse eşcinselliğe ilişkin ceza hukuku normları konusunda bir tatminsizlik hissedilmiş ve bu konular üzerinde çalışma yapıp önerilerde bulunmak üzere Wolfenden Komitesi (1954-1957) toplanmıştır. Komite, 1957 yılında Wolfenden Raporu olarak bilinen “Eşcinsel Suçlar ve Fahişelik Üzerine Komite Raporu”nu yayınlamıştır.

Raporun özü şudur:

Mill’de Kendine Zarar Verme Özgürlüğü Var Mı? - Muzaffer Dülger



MILL'DE KENDİNE ZARAR VERME ÖZGÜRLÜĞÜ VAR MI?


Muzaffer Dülger


Uslanmaz bir uyuşturucu müptelası düşünün, ülkemizde olduğu gibi pek çok ülkede de uygulanan tedbirler ve tedaviler uygulanır, fakat müptela içmeye devam eder, devam edeceği de ayan beyan ortadadır. Bu insan kendine zarar verdiğinin bilincinde ise ve buna devam ediyorsa, üstelik -o her yerden peyda olan- akıl sağlığı da gayet yerinde ise, şöyle der mi der; “kardeşim neden karışıyorsunuz, belki ben intihar edişimi sürece yaydım? Üstelik bu şeyin zararlı olduğunu da biliyorum, bu yüzden kimseye de vermiyorum, sadece kendim için kullanıyorum, kullanmaya da devam edeceğim…” (Biraz daha iç burkucu ve çevresel etkiyi de içerir hale sokalım) “…Hadi bunu bir kenara bırakın, benim için üzülecek, mutsuz olacak bir kimse de yok zaten, sessizce bir köşede öleceğim, bilincindeyim, ne karışıyorsunuz?” Şimdi uyuşturucu suçları üzerine oturaklı düzenlemeleri olan bir kamusal otorite olarak çıkın işin içinden; aslında gayet basit ve olası bir sorun, birisi kendisine zarar vermek (hatta ölmek) istiyor…

15 Kasım 2014 Cumartesi

Dünyada 20.000 Gün'den Çıkarsanmış Bir Düşünce ve Hissedilmiş Bir Şeyler Üzerine Bir El Yazı - Emre Partalcı



DÜNYADA 20.000 GÜN'DEN ÇIKARSANMIŞ BİR DÜŞÜNCE VE HİSSEDİLMİŞ 

BİR ŞEYLER ÜZERİNE BİR EL YAZI*


Emre Partalcı


Dünya'da 20.000 Gün'ün odağında bir rock yıldızı Nick Cave var. Ancak bu durum izleyiciyi filmin biyografi ya da müzikal olacağı yönünde bir beklentiye ya da bu yönde bir önyargıya (şüphesiz bu durum Nick Cave hakkında bir beklentiye sahip olup olunmamasına göre değişir) sevk etmemeli. Ayrıca belirtmekte yarar var; film Nick Cave'in bu dünyada geçirmiş olduğu yirmi bin günü kronolojik olarak ele alıyor da değil. Ancak belki, dünyada geçen bu yirmi bin günün bir hülasası olarak Nick Cave'in beyazperdede izlediğiniz o anını gösteriyor. Bu an şüphesiz çok değerlidir. Çünkü hakkı verilerek deneyimlenmiş bir hayatın, bir büyük yetenekte cisimleşmesi tek tek bu anların hepsinde (yaklaşık yüz dakika boyunca) seyirciye sunulmuştur. Dünya'da 20.000 Gün bir büyük sanatçının, sanatını üretme sürecine odaklanan bir yapım.