15 Şubat 2015 Pazar

Prof. Dr. Vecdi Aral'dan Üç Not - Umut Koloş





PROF. DR. VECDİ ARAL'DAN ÜÇ NOT


Umut Koloş


Çok yakın bir zaman önce kaybettiğimiz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi kürsüsünün eski öğretim üyelerinden, Hocamız Prof. Dr. Vecdi Aral'ın Yeditepe Üniversitesi Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı'nda öğrencisi iken derslerinde tuttuğum notlardan üç tanesini burada paylaşmak istiyorum.

Aral, Türkiye hukuk felsefesi literatürüne iki önemli teorik müdahalede bulunmuştu. Bunlardan ilkinde Değerler Teorisi'ni dolaşıma sokmuş, ikincisinde ise Hukuk'un bir Kültür meselesi olarak ele alınması gereğini vurgulamıştı. Aral'ın bu iki müdahalesini özlü biçimde ortaya koyan makalelerinden ilki olan "Hukuk Felsefesinde Değer Rölativizmine Karşı Değer Objektivizmi" ve ikinci yazı "Kültür ve Hukuk" blog'da yayınlandı.  

Bu paylaşımdaki üç notta ise, kendisinin derslerde ısrarla üzerinde durduğu üç önemli meseleye dair kısa bilgiler yer alıyor. Bu bilgiler, kısa olmalarına karşın, Aral'ın temel kavrayışına işaret etmesi bakımından önemlidir diye düşünüyorum.

Bu vesileyle, 
Hocamıza tekrar hürmetle...
umut.




1. Hukuk Biliminin Konusu ve Ahlâk

Aral'a göre her bilimin bir konusu vardır. Bu konu, hangi bilim olduğuna bakılmaksızın ve genel olarak varlık'tır. O halde hukuk biliminin konusu da bir varlıktır. 

Varlık ya maddesel ya da düşünseldir. Hukuk biliminin konusu, varlık olarak ve varlığı temsil eden adalettir; yani tinsel bir varlıktır.

Adaletin birinci boyutu Değer, ikinci boyutu Düzen, son boyutu ise Pratik Yarar'dır. Ancak bu boyutlar arasında çatışkılar (antinomiler) söz konusu olur. Örneğin düzen boyutu öne çıkarıldıkça değer boyutu ile ilgili hasarlar ortaya çıkabilir.

Ancak adalet, ahlaki bir karardır ve adalet ile hukuk, bu itibarla, ahlaka aykırı olamaz.



2. Tinsel Bir Varlık Olan Adalete Dair Yargılarımız ve Çatışkıların Çözüme Kavuşturulması

Aral'a göre adalete dair yargılarımız varlık yargısı olabileceği gibi değer yargısı da olabilir.
Varsayalım ki, Türk Medeni Kanunu'nun 20. maddesi ilk 7 maddeye, hatta anayasaya uygundur. Bu halde 20. maddenin, Kanunun ve Anayasanın adalet anlayışına uygunluğu itibariyle, adalete uygunluğundan söz edilebilir. Burada 20. maddenin Kanunun ve Anayasanın varlığına uyması bakımından yani varlık itibariyle adalete uygunluğu gündeme gelmiş olur ve bu bir varlık yargısıdır. Varlık yargısı boyutu, hukukun ve onun nihai ereği olan adaletin düzen boyutuna ilişkindir.

Ancak adaletin bir de değerlendirici düşünce bağlamında bir değer yargısı niteliği de vardır. Pekala bir insan 20. maddenin kendi değer yargılarına, kendi adalet anlayışına aykırı olduğunu düşünebilir. Hatta herkesin, kendi adalet anlayışına aykırı olduğunu düşündüğü pozitif metinleri eleştirme hakları kutsaldır. Değer yargısı boyutu, hukukun ve onun nihai ereği olan adaletin değer boyutuna ilişkindir.

O halde, adaletin düzen ve değer boyutları arasında bir çatışma vücuda gelir. Peki, bu durumda yani düzen uğruna değer hasara uğrarsa ya da uğrama ihtimali varsa, ne yapılmalıdır?

Aral'a göre bu bir denge sağlama işiyken denge sağlamak da sanatsal bir aktivitedir. Hukuk bu hallerde öyle bir uygulanmalıdır ki, çatışkının unsurlarından hiçbiri bir daha düzeltilemeyecek bir biçimde hasara uğratılmamalı ancak bunlardan illa ki biri geri plana atılarak adalet somut olay bağlamında çözüme kavuşturulmalıdır.



3. Hakikat - Doğru - Gerçek

- Hakikat, bilginin konusuna uygunluğudur.
- Doğru, mantığa uygunluktur.
- Gerçek ise ikisinden de farklıdır; gerçek, bir nesnedir. Dolayısıyla bilginin gerçeği ya da gerçek bilgi olmaz. Olsa olsa hakikatin bilgisi olur.

1 yorum:

  1. Benim kıymetli hocamın,hukuka ilişkin yazdıkları hiç kuşkusuz son derece çağdaş ve yenilik getiricidir,...Hukukun basit bir kurallar silsilesine indirgendiği bir yerde,hukuku adalet ve hakkaniyet diye coşkuyla anlatırken,tavrını romantik görüp hafife alanlara selam olsun diyorum..hukuku sadece bir güce çevirip içindeki manayı es geçerseniz..herşey gibi zevki kaçar..tıpkı bugünlerde ortada gördüğümüz hukuk diye anılan şeyde olduğu gibi..Bunların hepsi bir yana bizlere verdiği insanlık dersi..zerafet ve nezaket..yaşam zevki,dostluk ve ciddiyet ise bizim için özel bir kur gibiydi..uzunca bir kur 32 yıllık..ışıklar içinde kal..sevgili hocam

    YanıtlaSil