16 Eylül 2013 Pazartesi

Felsefe Adalet İle Başlar - Osman Vahdet İşsevenler


Felsefe Adalet İle Başlar: Doğal Hukukun Sokrates Öncesi Temelleri*


Osman Vahdet İŞSEVENLER[1]


Çalışmanın amacı doğal hukukun Sokrates öncesi Yunan felsefesindeki olası temellerini ortaya koymaktır. Bu bağlamda günümüz dillerine adalet olarak çevrilen Yunanca dike kelimesinin felsefi yazında, ilk felsefe yazarı olan Anaximandros tarafından ontolojik bağlamda kavramlaştırıldığına işaret edilmiştir. Anaximandros’a göre evrendeki karşıt güçler arasındaki çekişmede, adalet yargılayan ve cezalandıran bir pozisyona sahiptir. Evrendeki çatışma konusunda Anaximandros ile hem fikir olan bir başka Sokrates öncesi düşünür olan Herakleitos’un ontolojisinde ise değişimin ardında logos’a dayalı olumlu bir düzen mevcuttur. Herakleitos’a göre bilgelik logos’a vakıf olunmasıdır ve evrendeki bu adil düzen, insanlar arasındaki düzene örnek oluşturabilir. Çalışma bu bağlamda insanlar arasındaki düzeni temin edecek yasalara örnek arz eden bu evrensel doğa yasası fikrinin doğal hukuka, erken temeller sağladığını savlanmıştır. Fakat bu temellerde insan ayrıcalıklı olan değildir, doğanın bir parçasıdır ve doğayla ahenkli bir yaşantı sürmesi ile adil olur. Bu suretle ifade etmek istediğimiz felsefenin başlıca konusunun adalet olduğu ve adaletin hukuki bir kavram olarak kullanımın türevsel olduğudur.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Marks'ın Özgürlük Anlayışı - Ferda Keskin




Marks'ın Özgürlük Anlayışı

Ferda KESKİN


Kapitalizme göre özgürlük için emekçinin yasal bir sistem içinde ücretli-emek ilişkisine onay veriyor olması yeterlidir. Ancak Marks'a göre bu onay sadece biçimseldir, çünkü üretim araçları burjuvazinin özel mülkiyeti altında olduğu için emekçinin bu ilişkiye onay vermenin dışında gerçekçi hiç bir alternatifi yoktur. Ayrıca bir toplumda emekçi sınıfından birilerinin önünde ücretli-emek ilişkisine alternatif bir seçim olsa bile bu, bir bütün olarak sınıfın da bir alternatif sahibi olduğu anlamına gelmez. Oysa sosyalizm için gerçek insan özgürlüğünün kolektif olması gerekir. Kolektif özgürlük ise ancak sınıflı toplumun geride bırakılmasıyla mümkündür.

Foucault ve Hukuk Tartışmalarına Katkı: Dispositif Olarak Hukuk - I - Umut Koloş


FOUCAULT VE HUKUK TARTIŞMALARINA KATKI:
DİSPOSİTİF OLARAK HUKUK – I


Umut KOLOŞ*

Michel Foucault’yu (1926-1984) hukuk felsefesi alanında tartışmanın gereği sorgulandığında, başka bir deyişle Foucault’nun hukuk felsefesiyle bağlantısının ne olabileceği düşünüldüğünde ilk önem taşıyan hususun, Foucault’nun iktidar üzerine söylediklerinden hareketle günümüzde hukukun hangi düzlemde yer aldığına ve işlevlerinin neler olduğuna değinmeye imkân tanımasında yattığını ifade edebilirim.

Hukuka Bakışta Başka Bir Boyut: Hukuk Fetişizmi - Umut Koloş


HUKUKA BAKIŞTA BAŞKA BİR BOYUT:
HUKUK FETİŞİZMİ

Umut KOLOŞ*

“Hukuk doğadan, ilk çobanların vardıkları
pınarların çevresinden çıkmaz; hukuk, korkunç
tarihleri ve kahramanları belli olan gerçek
muharebelerden, zaferlerden, katliamlardan
doğar; hukuk kundaklanmış kentlerden
talan edilmiş topraklardan doğar;
gündoğumunda can çekişen şu ünlü
masumlarla doğar”[1]


GİRİŞ
Fetişizm ve hukuk kavramları bir arada düşünüldüğünde, ilk izlenim itibariyle pek bir bağlantı görünmese de, bilimsel bir fetişizm tanımlamasının ya da yeni-kurgusunun hukuk alanı da dahil olacak biçimde farklı alanlara uygulanmasının, pratik ve bazen pratik/politik anlamlar taşıması mümkün olabilecektir. Ancak burada iki kavramın ilişkisini salt pratik/politik bağlamda ele almayacağımızı belirtmekte yarar vardır. Makalenin amacı başka ve yeni bir açıdan hukukun irdelenmesinin yapılıp yapılamayacağını göstermeye çalışmaktır.